Afazi

Konuşma, söyleneni anlama, vb. becerilerin kaybına deniyormuş afazi. Genelde inme (beyinde damar tıkanıklığı/kanama) sonucu olarak yaşanıyormuş. Konuşma yeteneğini kaybetmek “zeka”yı da kaybetmek anlamına gelmiyormuş; diğer muhtelif bilişsel becerilerde pek kayıp yaşamadan da dille ilgili becerilerini kaybedebiliyormuş insan. Uygun tedavi türü, iyileşme hızı, kişiden kişiye, vakadan vakaya çok değişiyormuş.

Kelime hazinesi çok geniş bir yazarın (Paul West) geçirdiği afaziyle ilgili bir yazı okudum, şurada. Adam terapi sırasında “normal” kelimeleri söyleyemeyip sözlüklerin kıyısında köşesinde kalmış, pek kimsenin bilmediği ucubik kelimeleri kullanarak şaşırtmış etrafındakileri. Uzun uğraşlarla düzelmiş yavaş yavaş. Karısı bir kitap yazmış yaşadıklarıyla ilgili.

Yazıdan bir parça alıntı:

Since aphasics often produce nonsense words without realizing that they aren’t real words, one of the goals of therapy is to give the patient feedback on which words are real. But West would often produce bona fide words that were unknown to the therapist. For example, when shown Raphael’s familiar painting of two baby angels propping their heads on their chubby arms, he offered “chair-roo-beem.” To which the therapist patiently responded: “No. These are angels, AINGELS.” Ackerman had to intervene, explaining that cherubim was a real word.

Bakındım biraz afazi hakkında, ABD’nin “Milli Afazi Derneği”nin sayfasında hastaların ve hasta yakınlarının yazdığı yazılar buldum. Çok gerçek, çok çarpıcı şeyler var içlerinde. İnsan kendisiyle benzer acılar çekenlere hitap ederken daha mı açık, daha mı bariyersiz oluyor? Dan Martin diye biri, karısının yaşadığı afaziyle hayatlarının nasıl altüst olduğunu, ne kadar zorlandığını, karşılaştıkları zorluklarla nasıl baş ettiğini anlatmış şurada. Benzer şeyler yaşayanlara güç verecek şeyler söylemiş, tavsiyeler vermiş.

Hepsini okumadım yazıların, yalnız Susan Riddle diye bir kadının yazdığı düşündürdü epey. Söylenenleri anlama güçlüğü çeken annesinin çok sevdiği bingoyu (tombala) tekrar oynayabilmesini sağlayacak bir yöntem bulmuş, başkalarının da işine yarar belki diye anlatmış şurada. Bahsettiği türden bir şey benim aklıma daha çabuk gelirmiş gibi geldi hikayeyi okuyunca. İnsan becerilerini ne kadar verimsiz şekilde kullanıyor diye düşündüm sonra, kim bilir kaçıncı kere. Kıldan tüyden sayılabilecek şeyler için harcadığın eforun çok daha azıyla bir sürü insana faydan dokunabilir. Çok kişiyi geçtim, bir kişiye çok faydan dokunabilir.

Çeşitli modern araçlar varmış afazililerin işini kolaylaştıran. Türkçe için olanları da olsa keşke. Her dile çevrilseler keşke.

Bakınırken bir de Atlanta’da bir “Afazi Derneği” buldum. Yöneticisi kendini tanıtan bir yazı yazmış. Çok hoşuma gitti; hem güldüm, hem gülümsedim. Eline sağlık demek için yazdım kadına. Gün olur tanışırsak yazarım belki buraya tekrar. Başta bahsettiği Babyland General, bir aralar pek moda olmuş, şekilli/olaylı bir oyuncak bebek dükkanıymış.

aBabyland General?  Not a very auspicious beginning. But Babyland is where my story begins, 57 years ago.  I was born in a log cabin, makes a better opening than I was born at Babyland General.  But, as momma always said, “Nothing beats the truth.”  Now, you can go to Babyland General and spend $100 for a cabbage patch kid.  My dad’s bill was considerably less.

As a working woman I have enjoyed many jobs.  My first job was in Covington.  The thing I remember the most about those kids is that they were 16 and I was 22.  One day a teacher, who was very upset, called me into the hall to ask me what a word meant that a kid had used. The word was “sux.” My only explanation at age 22 was that the word was misspelled.

Some jobs crossed my palms and some did not.  Some I enjoyed because of my children.  It is amazing how many canapés can be made in middle of night while babies sleep.

In the days before computers, I did calligraphy for invitations to weddings, certificates, and even taught calligraphy at Callanwolde.  I lost that job when I lost my right hand.

One of the first things I was asked to do for the Atlanta Public Schools was teach a group of students Othello. They were the lowest level of students, and no one could read. I did not know what to do.  I was 28.  I closed the book on Othello, went home, and cried.  My husband and I went around town and collected job applications to copy.  Over the next few weeks, I taught that group of students how to fill out job applications.  As a reward I took them to see a production of Romeo and Juliet.

When it was time for my children to go to school we all applied to the same school, and all got in.  I worked at The Paideia School for 15 years before my stroke.  I was English teacher for only 2 years before I became the assistant headmaster.  My job as an administrator provided all sorts of exciting pieces, ranging from tours to Ireland to removing beads out of my son’s nose.

My life with aphasia has taken some rocky turns.  I could write pages on just the rocky stuff.  For instance I can write but I cannot read what I just wrote.  But I can write.  I’ve written some pretty darn good poems.  Life is different.  What my husband and I are learning to appreciate is the difference.

19 yaşında afazili bir kızın annesinin belki benzer şeyler yaşayan gençlere faydası dokunur diye YouTube’a yüklediği bir video:

This entry was posted in Uncategorized and tagged , . Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>